Kayıtlar

aile etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Sokak Çocuklarındır

Sokakların güvensizliği, uygunsuzluğu ve hatta tercih dışı bir alan olarak görülmesi neticesinde yerine oluşturulan çocuk oyun alanları, kültürel ve eğlence amaçlı alanlar ile çocukların yaşantısına telafisi mümkün olmayan zararlar verilmiştir. Modern hayat sokakta çocukların olmayışı ile öğünç duyuyor ve buna kimseler artık ne şaşırıyor ne de rahatsızlık hissediyor. Sokak; doğal, normal, sıradan, ucuz, kolay, ulaşılabilir, deneyim ve kazanımları ile hayatın ta kendisi. Sokak oluşu ile çocuğa yarın ki yaşamında ne yapacağını öğretirken, kim ile nasıl ve ne şekilde yapacağınıda öğretir. Sokak, çocuğun ihtiyaç duyduğu her türlü duygusal, devinimsel ve psikolojik gelişime uygundur.  Sokak, çocukların kendiliğine göre gelişmesine, deneyimlemesine olanak ve şans verirken diğer her yer kendine göre bir kurgu ve amaç doğrultusunda katkı sağlamayı amaçlar. Sokakta arkadaşları ile oyun oynayan çocuğun kazanımları sadece kendisine dönük değildir. Çocuk diğeri ile olan teması ile birlikte yet...

Anlayış bekliyoruz ama..

Resim
Her birimiz her an onlarca şekilde ve araç ile bir şeyler ile iletişim kuruyoruz ve genellikle iletişim kurmak konusunda problemlerimiz var. İletişim hataları konusu ilginizi çekiyor ise lütfen okumaya devam ediniz;  herkes bir diğerini anlayışsız olarak tanımlayabiliyor  oysa çoğunlukla iletişim problemleri anlayışsızlıktan değil  kendini uygun şekilde ifade edememekten  kaynaklı olabiliyor, bilmem ki farkında mıyız? Farkında olanlarımız iletişime açık kişiler ya diğerleri, onlar ise bir çok şeyi doğru yapmalarına rağmen iletişimin en önemli unsurunun kaynak kişinin becerisine bağlı olduğunu gözden kaçırabiliyorlar. Ne yapalım da kaynak biz isek doğru iletişim gerçekleşsin? Unutmayalım! İfade ettiklerimizin anlamı ancak karşıdakinin anlayabildiği kadarı ile sınırlıdır, onun içindir ki muhatap kim ise ona uygun dil ve yöntem ile uygun araçlar birlikteliği iletişim sürecini güçlendirecektir. Örneğin çocuklar ile iletişim kuracaksanız onların göz hiz...

Çocuğunuz ile zaman geçirin

Resim
Bireyden çokluğa oradan tekrar bireye şeklinde evrilirken çocuklarımıza açık ve gizli olmak üzere bir çok olumlu – olumsuz mesajlar veriyoruz. Bu mesajlar çocuklarımızın kişilik oluşumunda emin olunuz ki açık ve net olarak yapılagelen her ne var ise onlar kadar önemlidir. Bugün okuyacak olduğunuz yazının çıkış noktası ve vurgulamak istediği ise çocuklarımıza ayırdığımız zamandır. Hayatın tam anlamıyla dakiklik üzerine devam ettiği bir zamanı yaşarken anne ve babaların çocukları ile olan iletişim süreçlerinin de bu durumdan etkilenmiyor olması söz konusu olamazdı. Bugün anne ve babalar çocukları ile kitap okumaktan tutunuz, oyun oynamaya, sosyal etkinliğe ve yemek saatlerine kadar her şeyin önceden bilinebildiği hayatları yaşamaktadırlar. Çocuklar, anne ve babaların gün içerisinde planlı olarak yapıp ettiği her ne var ise onlardan biri olarak zamanın akış çizelgesinde varlık bulmaktadırlar. Anne – babalar öylesine yoğunlar ki devam ettirdikleri makineleşmiş hayata çocukları...

Çocukların camide ne işi var

Resim
çocuklar camide olmalı camide oyun oynamalılar camide koşturup durmalılar ya işte cami dediğin yer bildiğin oyun parkı olmalı. İşin gerçeği yaşlılar için köy kahvehanesi olan caminin çocuklar için oyun parkı olmasında sakınca yok. Caminin işlevinin ne olduğu ya da ne olması gerektiği hususu açık edilmeden cami – çocuk ikileminin amacı ve sonucu belli olmayacaktır. Cami dediğin Camiler namazların eda edildiği yerler olarak kalması tarafı isek camilerin bunun dışında hertürlü işlevini yok etmeliyiz. Namaz kılınma anı açılıp sonra kapanan yerler olmalıdırlar.* Camiler eğer ki sosyal hayatın bir parçası olacak ise sokağın, evin, toplu taşıma araçlarının, kamu kurumlarının, okulların nasıl açık ve örtük olarak devam eden eğitici – öğretici rolleri var ise camiler de bu anlamda iş görür olmalıdır. Çocuk eğitimi camide değil evde başlar Çocukların nerede nasıl davranacağına ilişkin bilgi ve becerilerini kazandıkları yer evleri, ilk örnekleri ise anne babaları olmal...

Ekranların ve müziğin etkisi - Başarılı bir sınava hazırlık süreci için

Resim
Müzik, Televizyon ve diğer ekranlar Bir çok genç müzik dinlemeyi hayatın bir parçası olarak görmektedir. Ders çalışırken, sokakta dolaşırken, spor yaparken, yolculuktayken...Her şekilde müzik hayatın bir parçasıdır. Biliyoruz ki insan beyni belli sınırları olan bir yapıdadır. Biz istesekte istemesekte bir kaç şeyin bir anda yapıldığı durumlarda algı sistemimiz uyarıcılardan bazılarını seçecek ve diğerlerini göz ardı edecektir. Televizyon, genç - yaşlı herkesin çok fazla derecede zamanını işgal etmektedir. Yarışma programları, gençlik programları, müzik eğlence programları, diziler, filmler, haberler.. hemen hepsinin kendini izlettiği on binlerce kişi var. Bir üst okula hazırlık döneminde öğrencilerin televizyon alışkanlıklarını mümkünse tamamen bırakmaları gerekmektedir. Televizyon, dinlenmek maksatlı izleniyor ise orada büyük bir yanılgı vardır. Televizyondaki programlarda bireyin neredeyse tüm duyularına hitap edecek derecede uyaran vardır. Bu durum dinlenmeye değil ...

Sınavlar hazırlıkta kazanılır

Resim
Türkiye de çok fazla sınav mevcut. Her bir sınava katılan ihtiyaçtan yada kontenjandan çok aday var. Her sınav kendi alanı için, aradığı özelliklerde en iyi olanı seçmek için vardır. Bir üst okula hazırlık sınavlarında başarı için diğer sınav türlerine göre daha sistemli olmak zorundayız çünkü aday sayısı ve kontenjanlar arasında fark çok fazla. Öğrenciler bir üst okula geçiş için olan sınavlar ile küçük yaşlarda iken karşılaşıyorlar. Öğrencilerin tamamının sınav maratonu ve stresini yaşadığı bir eğitim sisteminde çocukların ne öğrendiği kadar neyi ne kadar test sorularında başarı ile gösterdiği de önem kazanmaktadır. Sınav hazırlıkta kazanılır Hiçbir sınav, sınav anında aniden gelen bir başarı yada ilham ile kazanılmaz. Sınavlarda adayları başarılı kılan hazırlık sürecinde geçirmiş oldukları deneyimlerdir. Eğitim sistemimiz açısından bir üst okula hazırlık sınavlarını düşündüğümüzde, okul başarısı ve deneyimlerin adayların girdiği sınavlara olan etkisi, öğrenmeye ve okul...

Çocukça bir yaşam için

Resim
Her ne olursak olalım anne ve baba olduğunu ebeveynler unutmamalıdır. Anne – babaların çocukları ile arkadaş olmalarının destanlaştırılmasına bu duruma güzellemeler yapılmasına son verilmelidir. Çocukların arkadaşa ihtiyaç duyduklarından daha fazla anne ve baba modeline ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır. Makinaların çocuklar üzerinde ki egemenliğine engel olunmalı ve çocukların fiziksel olarak bir arada olabilecekleri akranları ile teması gelişimsel bir zorunluluk olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Anne – babalık devredilemeyecek tek sorumluluktur. Eğitimcilerin çocukların bir adım önünde yaşam algısına ve teknolojik bilgiye ve coğrafi görgüye sahip olmaları gerekmektedir. Okullarda anne ve babalarında varlık kazanması sağlanmalıdır. Çocuklar için okullarda ve toplumsal yaşam içerisinde sistematik oyun alanlarının yanına – yerine sadece ve sadece topraktan oluşacak olan alanlar bırakılmalıdır. Çocukları ekranlara mahkum etmek ve/vey...

Normallik öldü hepimiz anormaliz

Resim
Normallik öldü hepimiz anormaliz geçer inşallah Hastayım Hastasın Hepimiz hastayız Kadınlarımız başta olmak üzere insan evladı hastalık hastası oldu. Bir derdi olmayan, tasasızlıktan depresyona bağlıyor, olmadı obsesif oluyor hiç bir şey bulamaz ise düşünüp düşünüp ölüm korkusundan panik atak nöbetlerine tutuluyor. Kendinde bulamaz ise çocuklarında arıyor ve muhakkak buluyor bir hastalık hali. Hertürden hastalığın yaşanmışlıkları, tanımı ve süreçleri nede olsa hemen başucumuzda hazreti google da bulunuyor. Herhangi bir hastalığın bizde olmasını sağlayan üç beş olası şikayet zaten hepimizde heran mevcut. Öğretmenler, öğrencilerinin normal olduklarını velilerine söyleyemiyor ya da çocukların normal olduklarına anne ve babaları ikna edemiyorlar, doktorlar hastalarının esasında pekde birşeylerinin olmadığını anlatamıyorlar, davranış bilimleri ile ilgilinenler ise bu işten para kazandıkları için normalliği değil anormalliği arıyorlar. Çoğunluk normal olmayı, arada ...

Farkında mısınız tatil değil karne zamanıdır gelen?

Resim
Milyonlarca öğrenci karne dediğimiz bir değerlendirme belgesi ile bir eğitim – öğretim yılını daha bitirmiş oldu. Karneyi çocukların eline tutuşturan sistemin sanki çocukların durumunu değerlendiriliryormuş tutumu maalesef büyük bir yanılgı. Bakmayın karneyi çocuklara verdiklerine. O karnenin asıl sahibi o çocuklar ile temasta bulunan kim ise onlardır. Yapılan ve yapılması gereken tüm değerlendirme de esasında çocuğa dönük değil çocuk ile eğitim – öğretim adına temasta bulunan her kim ya da ne var ise ona yöneliktir. Çocuk herhangi bir alanda bir kabiliyet edinmiş ise bu çocuğun başarısı olması yanında bu başarının ortaya çıkması adına yeterli alt yapıyı sağlayan aile, toplum, okul, sosyal çevre ve diğer tüm sistemlerin başarısıdır. Aynı şekilde amaç edinilmiş bir kabiliyetin oluşmaması halinde sorun tamamen çocukta değil çocuğa ulaşmakta sorun yaşayan sistemdedir. Karnelerin üzerinde aitliklerini belirten isimler olabilir ancak oradaki değerlendirmeler çocukların başarı...

Kayıp çocuklar ve çocuk cinayetleri

Resim
Ülkemiz gündemini bir süredir ciddi anlamda meşgul eden ve herkesin yaşam enerjisini tüketen, çocukların kaybolması, istirmar edilmesi ve/veya öldürülmesi olayları son dönemde fazlasıyla yaşanıyormuş algısı oluştursada her yıl binlerce yetişkin ve çocuk kayıplara karışıyor. Ülkemizde yada başka memleketlerde mala ve canlılara ilişkin zarar verme davranışları belirli oranlarda zamana göre değişmek ile beraber maalesef gerçekleşebilmektedir. Medya etkisi ve toplumun duyarlılık durumu ile birlikte çocuklara dair işlenen suçlar haklı olarak sürekli bir gündem maddesi haline gelmekte, duyarlılık artmakta ve maalesef travmatik sonucu olan yaşantıların korku hali yaşamlarımızı etkilemektedir. Her kaybolma ve cinayet haberinden sonra toplum biraz daha nevrotik bir hal yaşamaya, korkuların esiri olmak yolunda ilerlemeye devam etmekte. Evet herhangi bir canlının suç davranışının mağduru olması korkunç bir olaydır ancak bu türden yaşantılara karşı tedbirli olmak ile olayların vehametine k...

Çocuk ve iletişim

Resim
Çocuk ve iletişim kavramları son bir kaç yüzyılın kavramları iken sanki insanlık var olmaya başladığı andan itibaren bugün anladığımız anlamda sanki varmış ve bugün olduğu şekli ile anlaşılıyormuş gibi düşünülebilmektedir. Oysa çocuk ve çocukluk özel anlamıyla yaşamda yerini bulabilmesi 16 ile 17. yüzyıllara denk gelmektedir. Bu yüzyıllar itibari ile çocukların yetişkinin küçüğü olarak anlaşılmasından, çocukların kendine has özellikleri olduğu, ihtiyaçları farklı olduğu şeklinde bir sürece doğru ilerleme gerçekleşmiştir. Çocuklar, 17. yy öncesinde "yetişkinliğin küçük hali" olarak algılandığı için kıyafetleri, yiyecek ve içecekleri, yaşam şekli, çalışma hayatına katılımı, yargı süreçleri için özel bir algı olmadığı için yetişkinler gibi yaşadıkları bilinmektedir. Sonraki yıllarda ise çocukluğun, gelişim ve yaşam süreçlerinin farklı bir dönem olarak algılanması ile çocuğa has oyunlar, kıyafetler, yiyecekler, yaşam şekilleri, çalışma hayatından alıkonulma ve eğitim süreçl...

Çocuk ve Çocukluk

Resim
Çocukluk üzerine yapılan tüm yatırımlar, çalışmalar, tartışmalar, planlar ve yapılamayanlar o toplumun esasında gelecek algısıdır. Çocukluk ulusal ve uluslar arası mevzuat ile gelişim psikolojisi açısından ilgisine göre farklı tanımlanabilmek ile beraber genel kabul gereği ülkemiz için 18 yaşına kadar olan yaşam süreci olarak anlaşılmaktadır. Neden 18 yaşın öncesi çocukluk olarak kabul edildiğine dair tartışmalar devam etmektedir ve 18 yaş sınırı nihai değil "tanımlanmış – gerekçelendirilmiş kabul" olarak standart olarak kabul edilir. 18 yaşın çok yüksek olduğunu iddia edenler olabileceği gibi daha ileri yaşlara doğru bir kabulün olmasını iddia edenlerde vardır. Çocukluk sürecini nereden sonlandırırsak sonlandıralım çocukluk hakkında konuşmaya başladığınız anda göz ardı edemeyeceğiniz bir çok sistemin ortak paydası olan canlıyı konu edinmiş oluruz. Türk Hukuk sistemi Çocuk Koruma ve Aileye İlişkin Kanunlar ile çocuklar için yargılama ve korunma sistemlerini yas...

Tercihler zamanı geldi ne yapacağız

Resim
Bütün önemli süreçlerin akabinde bir yol ayrımı, benzerler ya da farklılar arasından kendimize en uygun olanı tercih etmek zorunda kalırız. Ülkemizde tercihler süreci hep sancılıdır. Tercih yapmak zorunda kalan öğrenciler genel olarak sınav sonuçlarına göre tercihler yapmak zorundadırlar. Her bireyin dünyaya katacağı ve başarı ile mutluluğu birlikte yaşayacağı beceri ve özellikleri vardır. Ülkemizde rehberlik hizmetleri bu anlamda tam bir fecaat halindedir. Her bir çocuğun biricikliği ilkesi göz ardı edilmektedir. Çocukların ilgi – yetenek - becerilerine ilişkin tercihlerini yapmalarına yardımcı olabilecek bilgi ve yorumlar maalesef ne eğitim kurumlarında nede aileler tarafından çocuğun yararına olacak şekilde kullanılamamakta ve nesnel ölçütler ışığında bir arşivleme yapılamamaktadır. Her bir üst okula geçiş sürecinde kaygı, panik ve şaşkınlık aynı şekli ile sanki ilk defa yaşanıyormuşcasına tekrar etmektedir. Çocuklar – öğrenciler, aileler ve onlar ile çalışan eğitim ...

Çocukluk ve başarı

Resim
Çocuk denilince akla anne, baba, bebeklik, çocukların hastalıkları, ihtiyaçları, yaşam süreçleri ve daha bir sürü kavram gelir. Çocuk daha varlığı ile anne karnına düştüğünde işte o zaman bir başka birey olarak hayata adım attığı gibi bir çok kavram ile de iletişim haline geçer. Çocuklar daha anne karnında var olmadan yani iki ayrı bedenin birlikteliği hususu gerçekleşmeden o iki bedenin ne olduğu yada olmadığına dair etki altındadırlar. Bir bakıma anne ve/veya baba ne ise çocukta bir yere kadar odur. Onlar gibi olmak zorundadır ama bir yere kadar. Çocuk dünyaya anne ve babasından kendisine aktarılan özellikler ile dünyaya gelirken, anne ve babasının alışkanlıklarına, dünya ile kurdukları iletişime, inançlarına yada inançsızlklarına, bağnazlıklarına yada özgür akıllarına, hastalıklarından, cesur olmaya kadar pek çok özelliği ile var olur, varlık kazanır. Çocuk anne ve babasından genetik olarak kendisine aktarılanları, doğum öncesinde ve sonrasında hızlı ve etkin bir şekild...

Çocuklarda Ceza Sistemi

Resim
Evet herhangi bir çocuğa sen suçlusun demek, suça ilişkin bir atıfta bulunmak çok ciddi bir ifadedir. Esasında suçlu çocuk yoktur; suça karışmış, suça itilmiş, suça sürüklenmiş, suç mağduru olmuş, suç ile ilişkilendirilmiş çocuk-lar vardır. Her suça sürüklenmiş çocuk aile ve/veya devlet sisteminin hata verdiğinin göstergesidir. Bir şey fazlasıyla aksamış ve olması gerektiği gibi devam edememiştir. Çocukların faili olduğu iddiası ile gerçekleşen suçlara ilişkin adli – yargı sistemi şu şekilde işlemektedir: Ülkemizde 12 yaş ile 18 yaş arası ile çocukların ceza sorumluluğu aşamalı ve gerekçeli olarak belirlenir. 12 yaşını tamamlamamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. 12-15 yaş arası çocukların ise "suç davranışının hukuki anlam ve sonuçlarını anlayabilmesi" hakkında alınan rapora göre cezai işlem sorumluluğu yüklenir. 15-18 yaş arası için ise cezalarda yaşından dolayı indirime gidilir. Türkiye'de Suça Sürüklenen Çocuklara (S.S. çocuk) ilişkin yargılama 2005 ...

Çocuk Olmanın Zorluğu - 2

Resim
Türkiye topraklarında köylere asfalt yolları taşıdık, elektriksiz belki ev kalmadı ama tüm bunların bir getirisi yada götürüsü mü demeliydim, aile kavramı ve sorumluluklar neredeyse ışık hızıyla değişti ve değişirken yerine konulanlar ise ölçüp tartmaksızın öylesine konuldu. Geniş aile yapısının yerine çekirdek aile, köy yaşantısı yerine şehir yaşantısı, ev hanımı kadın yerine çalışan kadın, geleneksel kültüre bağlılık yerine kültüründen haberdar olmama ya da olamama, aile büyükleri yerine akranlar ya da teknolojik bağ-ımlılık vb.. Evet dünya her şeyi ile değişmekte ve Türkiye toplumu da bundan fazlasıyla etkilenmektedir. Her değişim beraberinde geçiş sürecine bağlı uyumsuzlukları, reddedişleri ya da içine kapanmayı getirebilmektedir. Toplumsal değişim geçmiş kuşakların yaşadıklarının ötesinde bir hızla gerçekleşmektedir. Bu değişim, toplumun tüm yapılarında, eğitimde, sağlıkta, güvenlikte, kültürde, dinsel inançlarda, hukukta vb. geçmişe göre farklı, çağdaşı olduğumuz milletlere...

Çocuk olmanın zorluğu - 1

Resim
       Doğum ile başlayan yaşam sürecini yeryüzündeki tüm toplumlar çocukluk çağı olarak tanımlamaktadırlar. Her toplumun yaşama katılan her yeni doğana aktarmak zorunda olduğu toplum bilgisi vardır. Bu aktarım doğumdan önce başlayan ritüeller ile başlayıp doğum ile birlikte yoğunlaşarak kendini hissettirir. Yeni doğan için yapılan törenler, eğlenceler, kırklama, cinsiyet özelliklerine uygun alış verişler vb.. Doğum ile başlayan yeni hayat, o toplumun toplumsal devamlılığının da garantisidir.       Çok değil onlarca yıl önce; yıl ve aylara ilişkin planlamalar uygun ve kabul edilebilir gerçekler iken yaşanılan zamanın insanı için plan ve projeler haftalık ve saat bazında olduğunda dahi yeterlilik hissi vermemektedir. Zaman ve zamanın içinde oluşumunu sürdüren her şey hızına hız katarken, elbette toplumsal devamlılığın garantisi olan eğitim, üretim, sağlık ve güvenlik gibi kavramlar ve onları var eden yapılar da yeni duruma uygun şekilde tutum gelişti...