Kayıtlar

toplum etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Çocuğunuz ile zaman geçirin

Resim
Bireyden çokluğa oradan tekrar bireye şeklinde evrilirken çocuklarımıza açık ve gizli olmak üzere bir çok olumlu – olumsuz mesajlar veriyoruz. Bu mesajlar çocuklarımızın kişilik oluşumunda emin olunuz ki açık ve net olarak yapılagelen her ne var ise onlar kadar önemlidir. Bugün okuyacak olduğunuz yazının çıkış noktası ve vurgulamak istediği ise çocuklarımıza ayırdığımız zamandır. Hayatın tam anlamıyla dakiklik üzerine devam ettiği bir zamanı yaşarken anne ve babaların çocukları ile olan iletişim süreçlerinin de bu durumdan etkilenmiyor olması söz konusu olamazdı. Bugün anne ve babalar çocukları ile kitap okumaktan tutunuz, oyun oynamaya, sosyal etkinliğe ve yemek saatlerine kadar her şeyin önceden bilinebildiği hayatları yaşamaktadırlar. Çocuklar, anne ve babaların gün içerisinde planlı olarak yapıp ettiği her ne var ise onlardan biri olarak zamanın akış çizelgesinde varlık bulmaktadırlar. Anne – babalar öylesine yoğunlar ki devam ettirdikleri makineleşmiş hayata çocukları...

Çocukların camide ne işi var

Resim
çocuklar camide olmalı camide oyun oynamalılar camide koşturup durmalılar ya işte cami dediğin yer bildiğin oyun parkı olmalı. İşin gerçeği yaşlılar için köy kahvehanesi olan caminin çocuklar için oyun parkı olmasında sakınca yok. Caminin işlevinin ne olduğu ya da ne olması gerektiği hususu açık edilmeden cami – çocuk ikileminin amacı ve sonucu belli olmayacaktır. Cami dediğin Camiler namazların eda edildiği yerler olarak kalması tarafı isek camilerin bunun dışında hertürlü işlevini yok etmeliyiz. Namaz kılınma anı açılıp sonra kapanan yerler olmalıdırlar.* Camiler eğer ki sosyal hayatın bir parçası olacak ise sokağın, evin, toplu taşıma araçlarının, kamu kurumlarının, okulların nasıl açık ve örtük olarak devam eden eğitici – öğretici rolleri var ise camiler de bu anlamda iş görür olmalıdır. Çocuk eğitimi camide değil evde başlar Çocukların nerede nasıl davranacağına ilişkin bilgi ve becerilerini kazandıkları yer evleri, ilk örnekleri ise anne babaları olmal...

Sabah sabah.. Toplum..

1. Bir toplulukta ne kadar çok şeyi Allah'a havale ediyorsak sanırım o ölçüde adaletten huzurdan mutluluktan uzağız.. Her gün onlarca kere Allah deyip devam eden ve birgün adaletin -her anlamda- gerçekleşeceğine olan inanç hem çok saf hemde diğer taraftan işe yarar değil.. Evet çoğunluk işin Allah'a havale edildiği bir toplulukta o topluluğunun egemenleri ve egemen olan gücüde maalesef Allah'a havale edilmiş durumdadır. Allah değil şeyh Allah değil devlet Allah değil yaşayan yada ölü herhangi bir insan ... 2. Zenginlerinin cahillikte, aşırılıkta, görgüsüzlükte, ben merkezcilikte bu kadar ileri gittiği başka neresi vardır acaba.. Zenginlik gelirin yüksek olması oturup kalkmasını bileni anımsatır inancının yerle yeksan olduğu biz zamanda yaşıyoruz. Mutluluklar.. Zenginler sonradan görme olduklarını bağıra çağıra her halleri ile ifade ediyorlar.. arabaları, en çokta arabaları, saatleri, telefonları, kıyafetleri ile kişilik bulduklarını zanneden bu tipler ile ne yapa...

% 100

Resim
Hey yüzde 100 size diyorum uyuyor musunuz özür dilerim duyuyor musunuz. Çakmak gazı, esrar, alkolün her türlüsü, uyarıcı haplar ve daha neler neler ile sarhoş olup kendinden geçeni çok gördüm. Görmeyede devam ediyorum. Bazılarına hak verdiğim dahi oluyor. Diyorum ki bu hayatın ayık kafa ile anlaşılaşacak mantıklı bir tarafı kalmamış iken neden ayık kalınsın. Her neyse dediğim gibi sarhoşluklarını ve aşırı uyarılmış olmak durumlarını yaşayan çokca insan gördüm ama para ile sahip oldukları ile makamı ile kalabalıkları ile sarhoş olanları görünce madde bağımlılılarının ki gözlerime pekala anlaşılır ve olabilir gelmeye başladı. Aldırmadığınızı, fark etmediğinizi biliyorum ama size diyorum yüzde 100. Duymuyorsunuz değil mi? Duymayın. Umursamayın. Aldırmayın. Görmeyin. Kendi klanlarınızda yaşamaya devam edin. Klanlarınıza hilalli, bereketli, isimlerde verin. Tepesine basa basa ezip geçtiklerinizin dualarına muhtaç olduğunuz zamanları unuttunuz. Sırtınızı sıvazlayıp duran dünd...

Kayıp çocuklar ve çocuk cinayetleri

Resim
Ülkemiz gündemini bir süredir ciddi anlamda meşgul eden ve herkesin yaşam enerjisini tüketen, çocukların kaybolması, istirmar edilmesi ve/veya öldürülmesi olayları son dönemde fazlasıyla yaşanıyormuş algısı oluştursada her yıl binlerce yetişkin ve çocuk kayıplara karışıyor. Ülkemizde yada başka memleketlerde mala ve canlılara ilişkin zarar verme davranışları belirli oranlarda zamana göre değişmek ile beraber maalesef gerçekleşebilmektedir. Medya etkisi ve toplumun duyarlılık durumu ile birlikte çocuklara dair işlenen suçlar haklı olarak sürekli bir gündem maddesi haline gelmekte, duyarlılık artmakta ve maalesef travmatik sonucu olan yaşantıların korku hali yaşamlarımızı etkilemektedir. Her kaybolma ve cinayet haberinden sonra toplum biraz daha nevrotik bir hal yaşamaya, korkuların esiri olmak yolunda ilerlemeye devam etmekte. Evet herhangi bir canlının suç davranışının mağduru olması korkunç bir olaydır ancak bu türden yaşantılara karşı tedbirli olmak ile olayların vehametine k...

Çocuk ve iletişim

Resim
Çocuk ve iletişim kavramları son bir kaç yüzyılın kavramları iken sanki insanlık var olmaya başladığı andan itibaren bugün anladığımız anlamda sanki varmış ve bugün olduğu şekli ile anlaşılıyormuş gibi düşünülebilmektedir. Oysa çocuk ve çocukluk özel anlamıyla yaşamda yerini bulabilmesi 16 ile 17. yüzyıllara denk gelmektedir. Bu yüzyıllar itibari ile çocukların yetişkinin küçüğü olarak anlaşılmasından, çocukların kendine has özellikleri olduğu, ihtiyaçları farklı olduğu şeklinde bir sürece doğru ilerleme gerçekleşmiştir. Çocuklar, 17. yy öncesinde "yetişkinliğin küçük hali" olarak algılandığı için kıyafetleri, yiyecek ve içecekleri, yaşam şekli, çalışma hayatına katılımı, yargı süreçleri için özel bir algı olmadığı için yetişkinler gibi yaşadıkları bilinmektedir. Sonraki yıllarda ise çocukluğun, gelişim ve yaşam süreçlerinin farklı bir dönem olarak algılanması ile çocuğa has oyunlar, kıyafetler, yiyecekler, yaşam şekilleri, çalışma hayatından alıkonulma ve eğitim süreçl...

Çocuk Koruma Kanunu'na Göre Eğitim Tedbiri Uygulaması

Resim
Her çocuk herhangi bir çocuk kadar değerlidir, önemlidir, hizmete ve topluma katılmaya hakkı vardır. Giriş Tedbir Uygulamaları Suça Sürüklenen Çocuk yada Okul Çağı Çocuğu Eğitim Tedbiri Uygulaması Eğitim Sistemi, Yenilikler ve Beklentiler Giriş Değişen ve değişirken standartları aynileşen dünya bu ayniliği sadece teknolojide ve yaşam koşullarında değil, bireyin (çocuk-kadın-erkek) hak ve ödevlerinde de mecburi kılmaktadır. Ülkelerin kendilerine has olan hukuk sistemleri ve mevzuatları, birlikte hareket ettiği diğer ülkelerin ki ile pararlellik göstermesi beklenmektedir. Türk hukuk sisteminin genelinde olduğu gibi çocuklara ilişkin yapılanmasında da uluslararası sözleşmelerden doğan sorumluluk ve denetimlere açıklık sağlanmaktadır. Ülkemizden çocuklara dair hukuk sistemi, uluslararası sözleşmeler ve kabullerin yanında yurt içerisinde yapılan çalışmalar neticesinde 2005 yılında hali hazırda yürürülükte olan Çocuk Koruma Kanunu yasalaşmış ve kanunun gereği olan düzen...

Bosna açık hava insanlık trajedisi

Resim
Biliyorum ki ne ben bir seyyahım nede birlikte olduğumuz kardeşlerim. Bizim nereden nereye gideceğimiz ve nerelerde ne yapacağımız dahi belirlenmişti. Hatta nerede hangi duyguları yaşayacağınız bile. Gidebildiğiniz yer yaşadığınız çağda bir anlamda gözlerinizin önünde ve cinayetlerin sesi kulağınızda vede sözde medeniyetin ortasında yaşayan Bosnalıların memleketi ise işte o zaman herşey biraz daha farklı anılabilir. Savaşlar, katiamlar, yıkımlar, cinayetler, yaşam mücadelesi, açlık, sefalet, soykırım, tecavüz ve aklınıza ne kadar daha insan için tehlike var ise bütün bunlar sanki tarihte bir zamanlar oluvermiş yada bizlerden çok uzaklarda bir yerlerde olduğu ifade edilmiş gibi geliyor. Oysa Bosna Halkı bunu dünyanın gözleri önünde yaşadı. Görmediler ve işitmediler, sanki tüm duygularını yitirmiştiler ve sadece izliyorlardı. Öldürülen insanlar, tecavüze uğrayan bedenler, katledilen bebekler ve herbiri dünyaya miras olarak bırakılmış, köprüler, hanlar, camiler, kiliseler, kütüph...

Çocuklarda Ceza Sistemi

Resim
Evet herhangi bir çocuğa sen suçlusun demek, suça ilişkin bir atıfta bulunmak çok ciddi bir ifadedir. Esasında suçlu çocuk yoktur; suça karışmış, suça itilmiş, suça sürüklenmiş, suç mağduru olmuş, suç ile ilişkilendirilmiş çocuk-lar vardır. Her suça sürüklenmiş çocuk aile ve/veya devlet sisteminin hata verdiğinin göstergesidir. Bir şey fazlasıyla aksamış ve olması gerektiği gibi devam edememiştir. Çocukların faili olduğu iddiası ile gerçekleşen suçlara ilişkin adli – yargı sistemi şu şekilde işlemektedir: Ülkemizde 12 yaş ile 18 yaş arası ile çocukların ceza sorumluluğu aşamalı ve gerekçeli olarak belirlenir. 12 yaşını tamamlamamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. 12-15 yaş arası çocukların ise "suç davranışının hukuki anlam ve sonuçlarını anlayabilmesi" hakkında alınan rapora göre cezai işlem sorumluluğu yüklenir. 15-18 yaş arası için ise cezalarda yaşından dolayı indirime gidilir. Türkiye'de Suça Sürüklenen Çocuklara (S.S. çocuk) ilişkin yargılama 2005 ...

Çocuklar için eğitim ve öğretim yada Koca Ragıp Paşa

Resim
Anne – baba ve çocuk/lar arasında ki iletişim bir kaç yüzyıldır başka başka ilişkiler ağı ile birlikte değişmiştir. Çocuklar planlı programlı bir çok sistemin etki altına dahil olmaktadırlar. Çocukları anne ve babalarından daha çok etki altına alan en büyük sistematik yapı ise eğitim ve öğretim amaçlayan okullardır. Okullar çocuklar için "istendik davranış değişiklikleri"nin gerçekleştirilmesinin beklendiği yegane kurumlardır. Okulların üstlendiği sorumluluk ise çocukların tüm hayatı süresince ihtiyaç duyabileceği bilgi, birikim, görgü, deneyim ve iletişim süreçlerinin gerçekleştirilmesi, denenmesi ve çocukta yaşına uygun ölçülerde ortaya çıkmasına uygun şartların sağlanmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti yada başka devletlerin eğitim sistemlerinden beklediği yakın, orta ve uzun vadede amaçlanmış hedefleri olması zorunludur. Çocuklar okullara bir girdi şeklinde dahil olur ve okul kademelerinden her mezun oluşlarında ise birçok kazanımı elde etmiş olarak ayrılıp sürece devam et...

Çocuk Olmanın Zorluğu - 2

Resim
Türkiye topraklarında köylere asfalt yolları taşıdık, elektriksiz belki ev kalmadı ama tüm bunların bir getirisi yada götürüsü mü demeliydim, aile kavramı ve sorumluluklar neredeyse ışık hızıyla değişti ve değişirken yerine konulanlar ise ölçüp tartmaksızın öylesine konuldu. Geniş aile yapısının yerine çekirdek aile, köy yaşantısı yerine şehir yaşantısı, ev hanımı kadın yerine çalışan kadın, geleneksel kültüre bağlılık yerine kültüründen haberdar olmama ya da olamama, aile büyükleri yerine akranlar ya da teknolojik bağ-ımlılık vb.. Evet dünya her şeyi ile değişmekte ve Türkiye toplumu da bundan fazlasıyla etkilenmektedir. Her değişim beraberinde geçiş sürecine bağlı uyumsuzlukları, reddedişleri ya da içine kapanmayı getirebilmektedir. Toplumsal değişim geçmiş kuşakların yaşadıklarının ötesinde bir hızla gerçekleşmektedir. Bu değişim, toplumun tüm yapılarında, eğitimde, sağlıkta, güvenlikte, kültürde, dinsel inançlarda, hukukta vb. geçmişe göre farklı, çağdaşı olduğumuz milletlere...

Çocuk olmanın zorluğu - 1

Resim
       Doğum ile başlayan yaşam sürecini yeryüzündeki tüm toplumlar çocukluk çağı olarak tanımlamaktadırlar. Her toplumun yaşama katılan her yeni doğana aktarmak zorunda olduğu toplum bilgisi vardır. Bu aktarım doğumdan önce başlayan ritüeller ile başlayıp doğum ile birlikte yoğunlaşarak kendini hissettirir. Yeni doğan için yapılan törenler, eğlenceler, kırklama, cinsiyet özelliklerine uygun alış verişler vb.. Doğum ile başlayan yeni hayat, o toplumun toplumsal devamlılığının da garantisidir.       Çok değil onlarca yıl önce; yıl ve aylara ilişkin planlamalar uygun ve kabul edilebilir gerçekler iken yaşanılan zamanın insanı için plan ve projeler haftalık ve saat bazında olduğunda dahi yeterlilik hissi vermemektedir. Zaman ve zamanın içinde oluşumunu sürdüren her şey hızına hız katarken, elbette toplumsal devamlılığın garantisi olan eğitim, üretim, sağlık ve güvenlik gibi kavramlar ve onları var eden yapılar da yeni duruma uygun şekilde tutum gelişti...