Kayıtlar

Karne zamanı

Resim
Okullar tatil oldu ve mini mini birlerden başlayarak ilkokul, ortaokul lise ve pek çok yükeköğretim kurumu da tatile girdi. Okul öncesi ve sonrası kademelerde ki her çocuk ve/veya genç birey için bir mola fırsatı doğdu. Son derece sistematik bir yapıda devam eden eğitime ilişkin planlar ve pogramların içeriğinde çoğunlukla çocukların çocuk olduğu unutulmuş ve unutulmadığı hallerde ise çocukların nerede ve nasıl çocuk olacakları ise es geçilmiştir. Günümüzde çocukça bir anlayışın çocuklar için uygun eğitim – öğretim faaliyeti planlamak olduğu sanrısı bilimsel düşünce olarak genel kabul görmüştür. Oysa çocukluğun temel içeriği eğitim ve öğretim faaliyeti değil oyun, sosyal yaşam ve bedensel – zihinsel aktivite olmalıdır. Bilmem ki anlaşılabildi mi? Ve bir tatil ya da karne zamanı daha geldi. Çocukların ellerine tutuşturulan karnelerin sol tarafında derslere ilişkin görece olarak kanıtlanabilir – ölçülebilir değerlendirmelere göre verilmiş – hakedilmiş puanlar ve karnenin sağ...

Cemaatlerin "bizi" ile ve bireyin "beni" arasında insan – 2

İnsan olarak dünyaya gelmiş olan her canlının " birey" olarak hayatını devam etmesi mümkün ama zorunlu değildir. İmkan dahilinde olanı zaman içerisinde kazanmak yada kaybetmek insan iken birey olabilmek – sorumlu olabilmek sürecidir var oluş sorunu . Tercihini kendinden yana kullanan kişi insan olmanın bir adım ötesine geçip insan bireyi olarak yaşadığı zamana kendinden bir şeyler katabilir. Kelama ve sorguya muhatap olan insan bireyidir. Tüm ülkede ve dünyada her inanç sistemine ait binlerce cemaat yapısı var ve bu binlerce yapı esasında insanın birey olabilmesi önünde en büyük engellerden bir tanesi. Tüm cemaatlar insana bizden ol ve bizim ol, herşeyin ile bizim içimizde yok ol demekte ve bu söylemi kendice de kutsal öğeler ile beslemektedir. Birey olmayı rededen insanın dünyaya katacağı bir rengim yoktur demesi gerekiyor ki bu insanlığına ters. İnsan dünyada var olmak için bulunmaktadır derken tamda kaste edilen o var oluş birey olabilmektir. Sıradan he...

Siyaset ve siyasi tavır

Resim
Günümüz siyasi yaşamı ve olan biten herşey hakkında yaptığımız yorumlar bazıları için kafa karıştırıcı olabilir. Kendimizi anlatmakta güçlük çekiyor olabiliriz. Bazı şeyleri ifade etmek gerekiyor ki belkide anlaşılabilelim. Bizler siyaseti babalarımızdan öğrenmiş olabiliriz. Babalarımız elinde video çalar ile memlekette köy köy, mahalle mahalle gezerdi. Siyasetin ne olduğunu işte o gezmelerden ve şuan için ismini zikretmek istemediğim herkesin rahatlıkla tanıdığı yaşayan ve vefat etmiş kişilerin sözlerini – hatipliklerini dinlerken öğreniverdik. Öğrendik ve her seçimde tarafımız belliydi. Bazen acımasız olduk ama açık ve net olduk. Gizli kapaklı işler çevirmeyi bilmedik. Evet siyaseti daha dün öğrenmedik. Bazılarının yaptığı gibi bir emir ile sosyal medyadan hesap açıp istenilenleri yazıp çizip paylaşmadık. Her aile ve çay muhabbetimizin yegane yemişiydi siyaset. Bazen kırdık ve bazen de kırıldık ama dert etmedik, kindar olmadık. Her seçimden önce olacaklar hakkında b...

Kısa kısa kısacası - 3

Resim
İETT. Dediysem MAN marka körüklü ve körüksüz otobüsler Afyonu İETT'lerde patlayan bir insan arıyorsanız işte o benim. Otobüslerde geçen bir ömür pekala mümkün bir kaç saat gider iken ve bir kaç saat gelir iken harcanan zamanlarda edinilmiş ne kadar çok şey var ve bizde çoğu zaman farkın da değiliz. Mesela ben kitap okuma alışkanlığını İETT'lerde geliştiren biriyim ve dahada ileri gidip sanırsam koşullanıp düşünmeyi de bu araçlara bağladım. Ne zaman bir İETT yolculuğu yapı versem bir anda algılarım açılıveriyor. İETT'lerde çokca yolculuk ettiğimiz geçmiş zamanımızda walkman kulaklığı ile ne kadarda içselleştirmiş olduğumuz bir hayattı. Sadece size özel söyleniyor gibi kulaklarınıza ve oradan ruhunuza teneffüs eden sesler. Bir gazete, bir kulaklık ve birde kitaptan oluşan yolculukların nereye gittiğinin yada ne kadar geç kalındığının pek bir anlamı yoktu. Aksine dinlenilecek müzik (elbette yeteri kadar pil), okunacak birşeyler var ise yolculuk dahada uzamalıyd...

Çocuk Koruma Kanunu'na Göre Eğitim Tedbiri Uygulaması

Resim
Her çocuk herhangi bir çocuk kadar değerlidir, önemlidir, hizmete ve topluma katılmaya hakkı vardır. Giriş Tedbir Uygulamaları Suça Sürüklenen Çocuk yada Okul Çağı Çocuğu Eğitim Tedbiri Uygulaması Eğitim Sistemi, Yenilikler ve Beklentiler Giriş Değişen ve değişirken standartları aynileşen dünya bu ayniliği sadece teknolojide ve yaşam koşullarında değil, bireyin (çocuk-kadın-erkek) hak ve ödevlerinde de mecburi kılmaktadır. Ülkelerin kendilerine has olan hukuk sistemleri ve mevzuatları, birlikte hareket ettiği diğer ülkelerin ki ile pararlellik göstermesi beklenmektedir. Türk hukuk sisteminin genelinde olduğu gibi çocuklara ilişkin yapılanmasında da uluslararası sözleşmelerden doğan sorumluluk ve denetimlere açıklık sağlanmaktadır. Ülkemizden çocuklara dair hukuk sistemi, uluslararası sözleşmeler ve kabullerin yanında yurt içerisinde yapılan çalışmalar neticesinde 2005 yılında hali hazırda yürürülükte olan Çocuk Koruma Kanunu yasalaşmış ve kanunun gereği olan düzen...

Cemaatlerin "bizi" ile bireyin "beni" arasında insan - 1

Resim
Bakmayın bugünlerde cemaat deyince bir kesim insanın akla geldiğine. Aslı ve astarı olmayan ve gerçeklik ile hiç bir alakası olmayan kocaman bir kandırmacadır bu durum. Türkiye'de her bireye bir cemaat düşmese de sayısı tam olarak belli olmayan ve esasında pekala sosyal bilimler araştırmacıları içinde bir araştırma konusu olacak kadar cemaat var. Cemaat deyince bugün akla ilk gelenler ise bundan 10 yıl kadar öncesinde varlıklarının göstergesi her şeyden uzak dururlardı ama bugün hiçte öyle değil. Ben cemaat deyince içerisinde onlarca ayrı inanç sisteminin ve yaklaşımının olduğu yapıların tamamını algılayanlardanım. Cemaat yapıları içerisinde bir kesimi adlandırmak istediğimde ise o cemaat yapısının öne çıkan efendisi yada belirgin özelliği ile birlikte o cemaati anarım. Örneğin Mahmud Es'ad Çoşan Cemaati, Fethullah Gülen Cemaati, Süleymancılar Cemaati, İsmailağa Cemaati, Adıyaman Cemaati, Magazine Haber Olan Kadınlar Cemaati, Kısır – Börek Günü yapan Kadınlar Cemaati, Kah...

Aldım kalemi elime sonrası klavye ile kopya – 1

Resim
Anlatmak istesem, bilmem ki anlaşılır mı? Anlaşılmasını istediğimiz bir halimiz yok ise vah bize değil mi? Anlaşılmak istiyorsam ve birileri beni anlayacak olursa ne yaparım acaba? Yada mesleki literatürümün bir parçacık da yalanı olan "seni anlıyorum" klişesi gerçekten de gerçekleşiyor olsa acaba Amerika atom bombası patlatmış olur muydu? Anlaşılmak için ne kadar çabalıyoruz bilmiyorum ki? Anlaşılmak için giyinip – kuşanıyoruz öylemi? Anlaşılmak için bunca çaba sarfederken acaba hep zorumu tercih ediyoruz? Anlaşılmak için neler yaptığınıza bir bakın, bir ara olur mu? Ya hu bu soruların ardı arkası kesilmeyecek mi? Anlaşılmasını istiyor olduğum şeylere sancı duyuyorum diye düşündüğümü varsaydığımda, bir aşkın yoluna yol almış giderken, sağında-solunda ne var ise onlara tesir ederken, ister istemez mesul olurken neyi anlatacaksın ve kimden neyi bekleyeceksin? Anlatmak istediğimin derdine mi yanayım yoksa mesul oluşumun korkusuna mı? Bilmem ki anlatmak istedikler...